DJMEHMET,LE GÜN BOYU
İSTEKLERİNİZ İCİN MESAJ HATTI
( 05412906320 )
İstiklal Madalyası ve “Kahramanlık” Ünvanı
Maraş’ın Kurtuluş Savaşında şehir halkı ile birlikte topyekun direniş göstermesi ve çevre Vilayetlerinin de
yardımına koşması büyük takdir toplar. Kurtuluş Savaşı sonrasında
Ankara’dan Maraş!a bir yazı gönderilerek, Milli Mücadeleye
katılanların listesi istenir. Şehrin ileri gelen yöneticileri toplanır, bir
durum tespiti yapar. Sonunda Ankara’ya “ Maraş’ta Milli Mücadeleye
katılmayan tek fert bile yoktur” cevabı verilir. Bunun üzerine 5 Nisan 1925
yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi; İstiklal Madalya’sının
Maraş’ta fertlere değil, şehre verilmesini kararlaştırır. Ve Maraş bir adet
Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir. Maraş şehri yine
Milli Mücadeledeki fedakarlığından ötürü TBMM
tarafından, 7 Şubat 1973 tarihinde de “ Kahramanlık” payesiyle
ödüllendirilir. Kahramanmaraşlı 1925 yılından beri her yıl Kurtuluş günü
olan 12 şubat Bayramında Kırmızı Şeritli İstiklal
Madalyasını Şanlı Bayrağına törenle takarak, geçmişini yad eder.
SÜTÇÜ İMAM OLAYI
31 Ekim 1919 günü Ermeniler, Fransız askerleriyle birlikte şehri
dolaşırlarken önlerine gelen Türklere hakaretler ederek saldırılarda
bulunuyorlardı. Bu esnada bir grup Fransız askeri hükümet konağındaki
nöbetçi askerlere sataşarak, devleti küçültücü ve tahrik edici sözler
söylediler. Oradan geçmekte olan bir posta dağıtıcısını da dövdüler. Bütün
bu haberler şehre yayıldı. Fransız askerleri, hürriyetine bağlı, şeref ve
namusuna son derece düşkün, bu uğurda ölümü hiçe sayan Maraş halkını henüz
tanımıyor, her yaptıklarının yanlarına kalacağını sanıyorlardı. Türkler
için son derece çileli ve ağır geçen bu gün sona ermek üzereydi
. İkindi üzeri bir grup Fransız askeri ve Ermeni, kışlalarına
dönüyorlardı. O sırada Uzunoluk Hamamı’ndan çıkıp
evlerine gitmekte olan kadınları gören işgalcilerden biri onlara
yaklaşarak; “Burası artık Türklerin değildir. Fransız memleketinde böyle
gezilmez” dedi. Bu sözlere önem vermeyen kadınlara güçlerini göstermek
isteyen Fransız askerler sataşmaya başladılar. Kadınlardan biri olayın
etkisiyle bayılınca diğer kadınlar da feryada başladılar. Hamamın
yakınındaki Kel Hacı’nın kahvesinde bulunan Maraşlılar olay yerine gelerek
Ermenileri uyardılar. Fakat Bunları dinleyen olmadı. Bunun üzerine Çakmakçı
Said ve Gaffar Kabuloğlu
Osman, hanımları işgalcilerin elinden almak isterken dipçik ve kurşunla
ağır yaralandılar. Bu sırada yan tarafta küçük bir dükkanda
süt satan ve olayları soğukkanlılıkla seyreden Sütçü Hacı İmam, Karadağ tabancasını
alarak olay yerine geldi. Silahını, kadınlara sataşan ve Çakmakçı Said’i yaralayan Ermeni’nin üzerine doğrultarak
ateşledi. Kurşun isabet eden Ermeni yere düştü diğerleri ise kaçtılar.
Maraş’ta düşmana sıkılan bu ilk kurşun ile Türk milletinin işgalcilere ve
Ermenilere, yaptıklarının yanlarına kalmayacağı gösterildi. Olay yerine
Fransız askerleri geldi. Bu esnada Sütçü İmam, Nalbant Bekir’den aldığı bir
atla Bertiz’in Ağabeyli köyünde bulunan Beyazıt
oğlu Muharrem Bey’in yanına gitti.Ermenilerin ve
Fransızların bütün çabalarına rağmen Sütçü İmam bulunamadı. Ancak olayın
intikamını almak isteyen Ermeniler sağa sola ateş ederek Zülfikar Çavuş
oğlu Hüseyin’i şehit ettiler. Bu arada; Türkleri öldürüp kadınlarını
alacaklarını, camilerine çan takacaklarını söylemeye başladılar.Bu
olayda aldığı yaradan ile daha sonra Çakmakçı Said
Şehit oldu. Yaralanan Ermeni ise öldü. Ölen Ermeni için 1 Kasım 1919
tarihinde kalabalık bir cenaze töreni düzenlendi. Fransızlar da misilleme
hareketlerine girişerek Sütçü İmam’ın dayısının oğlu Tiyeklioğlu
Kadir’in ellerini ve ayaklarını arkasından bağlayıp burun ve kulaklarını
kestikten sonra boğazlayarak şehit ettiler.
BAYRAK OLAYI
İşgalci güçlerin şehirde
yaptığı taşkınlıklar tam bir terör havası estirir. Olaylar bir türlü durmak
bilmez. 27 Kasım 1919 gecesi Ermenilerin ileri gelenlerinden Hırlakyan’ın evinde bir balo tertiplenir. Ziyafette
yemekler yenilip içildikten sonra baloyu açmak ve Hırlakyan
Ailesini şereflendirmek düşüncesiyle Guvernör Andre ,
Agop Hırlakyan’ın iki torunundan
Osep’in kızı müstakbel Ermenistan Prensesi diye
adlandırılan Helena’yı dansa davet eder. Genç
kız; “Sizinle dans etmemekten üzgünüm, çünkü kendimi hala esaret ve zillet
içinde yaşayan bir kadın olarak görüyorum. Kalesinde Türk Bayrağı
dalgalanan bir memlekette, Fransızların hakim
oldukları ve bizim emniyet ve hürriyet içinde yaşadığımızı nasıl
düşünebiliyorsunuz?” diyerek, Guvernör Andrenin
teklifini red eder. Bunun üzerine askerlerine
emir veren Komutan, Kaledeki Türk Bayrağı’nın indirtir.28 Kasım 1919 Cuma
sabahı Maraşlının kara sabahıdır. Yatağından kalkan Maraş’lılar ,
asırlardan beri Kale burcunda dalgalanan şanlı bayraklarını göremezler. Bu
olay şehri infiale sürükler. SavcıAvukat Mehmet
Ali Kısakürek derhal kaleme sarılıp “Alem -i
İslam’a Hitap” beyannamesini yazarak şehrin muhtelif yerlerine dağıttırır.
Halkı Bayrağın indirilmesine tepki göstermeye davet eder.
Bir Milletin İstiklaline son
verilmesi anlamına gelen Bayrağının indirilmesi karşısında Maraşlılar
sessiz kalmazlar ve halk Cuma namazı vakti Ulu Cami’de toplanır. Ezan
okunduktan sonra, camide toplanan halk “Bayraksız namaz kılınmaz” diye
bağırır. O esnada cami imamı “Aziz cemaat, kalesinde düşman bayrağı
dalgalanan bir millet hürriyetini kaybetmiş sayılır. Hürriyet olmayan bir
yerde Cuma namazı kılmak caiz değildir” diyerek dağıtılan beyannamenin
doğru olduğunu tasdik eder. Bunun üzerine Maraşlılar topluca Kaleye hücum
ederek, indirilen bayrağı yeniden Kale burçlarına diker ve Cuma namazı
orada eda edilir.
TÜRK ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN !